Psikolojik Savaş
Merhaba,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
05 Aralık 2008
35243
Mesaj
1528
Konu Gönderen:
7287
Üye
Son üye:
şeyhmus_izmit
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Giriş Yap
Kayıt
Reklamlar
Askere Gidenlerin Mekanı - asker - askerlik - komando
|
Savaş
|
Savaş Stratejileri
|
Psikolojik Savaş
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Gönderen
Konu: Psikolojik Savaş (Okunma Sayısı 344 defa)
kazaskaasker
Teğmen
Offline
Mesaj Sayısı: 4
Psikolojik Savaş
«
:
22 Ocak 2008 »
İnsanoğlu nerdeyse varolduğundan beri psikolojik savaş ve propaganda ile karşı karşıyadır.İlk etapta genellikle aldatma ve kandırmaya yönelik olan bu faaliyet, özellikle 1. ve 2. Dünya savaşlarından sonra büyük bir ilerleme kaydetmiştir.Bugün gelinen noktada son 50 yılda insanla ilgili edinilen bilgiler ışığında Psikolojik savaş faaliyetleride format değiştirmiştir.Örneğin önceden propaganda denilince genelde ilk akla gelen dezenfermasyondu (yanlış bilgilendirme).Şu an ise kullanılan tekniklerle insan zihni öncelikle formatlanmakta daha sonra ise faaliyeti yürütenlerin kabul ettiği doğrular insanlara empoze edilmektedir.Zihninizi bir bilgisayar gibi düşünürseniz onlar sadece word programını yüklemekte sizlerse artık sadece word formatında yazabilmektesiniz. Önceden insanların belirli konulardaki fikirlerini değiştirmek etkili bir iletişimle sağlanırdı.Ancak artık hedef direkt olarak insan zihnidir.Onun istenilen biçimde düşünmesini sağlamaktır.Bunu bir kere verdiğinizde artık fikirleri değiştirmek için sürekli uğraşmanıza da gerek kalmaz
Bugün görünen odur ki esasında yapılan hatta tüm Dünyada yapılan psikolojik savaşın kaynağı bir yerdedir.Stratejisi,hedefleri yalnızca bir yerden belirlenmektedir.Ülkeler arasındaki psikolojik savaş faaliyetleri belirlenen bu stratejinin yalnızca taktiksel uygulamalarından ibarettir.Buna en güzel örnek Küreselleşme kavramıdır.Bu kavram yeni bir kavram değildir.Başlangıcı sanayi devrimine kadar iner.Bunun ilk adı sömürgecilikti.Her türlü vahşetin hakim olduğu bu yüzyıllarda isminin de bu olması yadırganamazdı.İnsanoğlu modernlerşmeye başladıkça özellikle 1900’lerden sonra bunun adı Manda oldu.Daha yumuşak bir isim.Ancak amaçlar ve sonuçlar asla değişmedi.Bugün ise modern dünyanın hümanist yaklaşımı,insan haklarının gelişimi bu adı da uygun bulamazdı.Sonuçta bugün adına Küreselleşme dediler.Dünyanın küçüldüğünden,insanların daha yakınlaştığından bahsederek birgün sınırlarında kalkacağını bile ortaya attılar.Bu bağlamda tabii ki sermayeleri bir kaç ülkenin milli gelirine sahip olan şirketlerde dünyanın her ülkesinde faaliyet göstermeye başladılar.Ülkelerin ekonomisinden büyük sermayeleri ile ulus-devletleri adete kemirmeye başladılar.Çünkü bu şirketler asla bir devletin kurallarına tabi olmazlardı.Onlar kendi kuralllarını ulus-devletlere kabul ettirme uğraşına girdiler.Kürselleşmenin önündeki ulus devletler gerek bütünleşmelerle,gerek parçalanmalarla ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.Bu kendiliğinden olan birşey değil.Küreselleşme doğal bir süreç değil.Bu zorla kabul ettirilen bir fikir.Bugün milletlerin -hangisi olursa olsun- kültürleri hızla yozlaşıyor.İnsanlar günlerinin en değerli vakitlerini televizyon karşısında hiç bir çaba harcamaksızın geçiriyorlar.Düşünmeye yönelik hiç bir çaba göstermemize müsaade edilmiyor.Tek istenilen eğlence programları ile hoşça vakit geçirmemiz ve söylenen herşeyi doğru kabul etmemiz.Hangi ülke olursa olsun televizyonlarını kontrol ettiğinizde çogunda aynı formatta pek çok eğlence programı görürsünüz.Bu modern köleliktir.İnsanları bedenen değil ama zihnen esir etmektir.Eskiden esirler en ağır şartlarda çalıştırılırken günümüzün modern esirleri hiç birşey yapmamakla yükümlüdür.Bu ise insanı en ağır şartlarda çalışmaktan daha çok ve çabuk çürütür.
Bugün medya sahiplerini incelediğinizde pek çok ülkede medyanın bir veya bir kaç grubun elinde bulunduğunu görürsünüz.Bunlar nasıl birbiriyle sözleşmiş gibi aynı stratejiyle ancak ülkelere göre değişen taktiklerle psikolojik savaşı yönlendirebiliyor? Bunun sebebini para olarak göstermek mümkün değildir.Program yapılarının benzerliği iyi reyting ve bol para getirmesi değildir.Çünkü tek başına bağımsız bir medya kuruluşu bulmak zordur.Çoğunlukla medya kuruluşları holdinglrini yan faaliyeti olarak kurulur.Holdingten beslenir.Diğer sektörler kadar kâr getirmese de asla tasfiye edilmez.Çünkü medya psikolojik savaşın en büyük aracıdır.O olmadan insanları yönlendiremezsiniz.Onlara ulaşmanız çok zordur.Oysa televizyon ile evlerinin içine kadar girebilir ve onları eğlenceli birşeyle meşgul olurken yakalayabilirsiniz.İnsanın en zayıf ve müdafaasız olduğu an eğlendiği anlardır.Televizyonda bunun için çok önemli bir araçtır.
Bunları engellemek insanın tek başına yapabileceği bir şey değildir.insanlar kendilerince önlemler alabilirler.Mesela manipulasyona uğramamak için pek çok yerden bilgi almak doğru görünür.Oysa ki bu kaynakların sahipleri genellikle aynıdır.Yahut biri bir cenahta biri bir cenahta yer alsa da amaçları aynıdır.Tıpkı Fillerle Beyaz ve siyah giyen adamlar hikayesinde olduğu gibi.İnsanların engelleyemeyecekleri bazı teknikler onları tamamen savunmasız bırakmaktadır.Örneğin 25. kare ve subliminalle yapılacak propaganda faaliyetlerine karşı bir önlem alamazsınız.Neyin içinde var nerede yok bilemezsiniz.Bunun için devleteler teşkilatlı birimler oluşturmalı ve konusunda uzman kişilerle bu tür faaliyetleri engeleyecek önlemler almalıdırlar.Strateji burada uzman kişilerce tespit edilmeli ve gerek bürokrasi gerekse askeriye içinde görev dağılımı yapılarak uygulanmalıdır.Çünkü bu savaş türü ne sadece askeri birimlere ne de sadece bürokrasiye yıkılabilir.Bunu yapacak kişilerin öncelikle kendi ülkeleri hakkında bilgi sahibi olmaları icap eder.Dede Korkut Hikayeleri bulunduktan ve okunduktan yıllar sonra bize geri verilmiştir.Nedeni ise bizim kültürümüz,düşünce yapımız hakkında pek çok bilgiyi barındırmasıdır.Sun-Tzu’nun dediği gibi “Düşmanını tanımayan savaşta yenilir.Hem kendisini hem düşmanını tanımayan savaşta yenildiği gibi savaştan sonra da toparlanamaz.Düşmanını tanımayıp kendisini tanıyan,savaştan sonra başarıya ulaşabilir.Hem kendisini hem Düşmanını tanıyan gücün ise, yenik düşme ihtimali yok gibidir.Kendisini tanımayıp,düşmanını tanıyan gücün,savaşta yenik düşme ihtimali çok yüksektir.” Bu nedenle hem düşmanımızı hem de kendimizi iyi tanımak zorundayız. Devir bilgi savaşı devridir ve daha çok bilen kazanacaktır.Ağır bir savaştan çıkmış bir ülkenin insanlarının toparlanması,bugüne kadar yaşadığımız fiziksel tahribatın ardından toparlanmamzdan daha kolaydır.İnsanın bedenini tamir etmek zihniyetini tamir etmekten de daha kolaydır.Çünkü insanlar elde ettikleri bu yönlendirilmiş bilgileri bir süre sonra kendi fikirleriymiş gibi savunmaya başlayacaklardır.Bundan sonra ise o insanın fikirlerini değiştirmek mümkün değildir.
Bugün Türkiye’de yaratılmak istenen halkın güvensizlik psikolojisine bürünmesidir.Bir yandan Ordu yasdışı olmakla itham edilirken diğer yandan hükümetlerle çatışır vaziyette gösterilmekte suni gündemler yaratılmaktadır.Polisin elinden yetkileri alınmıştır.Üniversite mezunu polislerin sokakta büyümüş bir insan gibi bir tinerci bir kapkaççı ile mücadele etmesi mümkün değildir.Çünkü okuyan insan daha insancıldır.Kendisini bedenen değil zihnen geliştirmiştir.Tüm bunların ardından askerin iç güvenlikten çekilerek,iç güvenliğin polise devredilmesi Türkiyede çok büyük olayların çıkmasına sebep olacak ve ülkeyi bölücülerin rahatça at oynatabileceği bir hale getircektir.Terör örgütlerinin amacı insanları bezdirerek isteklerini yerine getirmelerini sağlamaktır. Bu da onlar için büyük fırsat olacaktır.Güvensizliğe düşen halk büyük bir gerilim yaşayacak bu da istenilmeyen pek çok olayın çıkmasına sebep olacaktır.Çünkü insan gerilime uzun süre dayanamaz ve bir çıkış yolu arar.Bu yolun kendisini hangi istikamete götürdüğünü sezemez.Buna asla müsade edilmemelidir.Halkın nabzı sürekli tutulmalı,sosyolojik ve psikolojik etkiler asla göz ardı edilmemelidir.Medya yabancı sermayeye ve büyük holdinglerin tasarrufuna bırakılmamalıdır.Çünkü medeya önemli bir silahtır ve gerektiğinde onu arkanızda değil karşınızda da bulmanız mümkündür.İnsanlara ulaşamadığınız sürece de onlara ulaşanlar istedikleri gibi yönlendireceklerdir.
Logged
Sayfa:
[
1
]
Yazdır
Askere Gidenlerin Mekanı - asker - askerlik - komando
|
Savaş
|
Savaş Stratejileri
|
Psikolojik Savaş
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
Forum
-----------------------------
=> Kurallar, Duyurular, Yasal Uyarılar
=> Ceza Alanlar ve Uzaklaştırılanlar
=> Üye Sorun, Soru ve Görüşleri
=> Moderatörlük
=> Plaket
-----------------------------
Askerlik Hakkında
-----------------------------
=> Askeri suçlar ve cezaları
=> Yedek Subay Adayları
=> Bilinmesi Gerekenler
=> Rütbe ve işaretler
=> Askeri Terimler
=> Bedelli Askerlik
=> Marşlar
-----------------------------
Nereye Düştünüz
-----------------------------
=> Usta Birliği
=> Acemi Birliği
-----------------------------
Askerlik Genel
-----------------------------
=> Asker Arkadaşım
=> Askerlik Şubesi
=> Asker Yakınları
=> Serbest Kürsü
=> Şafak Defteri
-----------------------------
Atatürk Köşesi
-----------------------------
=> Hayatı
=> Anıları
=> Fikirleri
=> Resimleri
-----------------------------
Askeri Sınıflar
-----------------------------
=> Kara
=> Hava
=> Deniz
-----------------------------
Askeri Silah, Teknoloji, Mühimmat ve Ekipmanlar
-----------------------------
=> Askeri Teknoloji
=> Hafif Silahlar
=> Ağır Silahlar
=> Ekipmanlar
-----------------------------
Savaş
-----------------------------
=> Savaş
=> Soğuk Savaş
=> Savaş Stratejileri
=> Katıldığımız Savaşlar
=> Kimyasal ve Biyolojik Savaşlar
-----------------------------
Gündem
-----------------------------
=> Töre
=> Terör
=> Yurttan
=> Dünyadan
-----------------------------
Diğer Bölümler
-----------------------------
=> Video
=> Sohbet
=> Asker Şiirleri
=> Asker Sözleri
=> Lüzumsuz Bilgiler
=> Şehit - Asker mektupları
=> Askerlik Anıları - Komik Olaylar
Powered by SMF 1.1.7
|
SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
Yükleniyor...
www.askere.com
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.
kapat